| Çocuğa Neyi Nasıl Veriyoruz? |
|
|
|
| Editör tarafından yazıldı. |
|
Ülkü Tamer
Yaklaşık 30 yıl kadar önce Milliyet Çocuk Dergisi'ni yayımlarken ilk sayının içine bir karne koymuştuk. Karnede ders adları yerine, dergide yayımlanan yazıların, çizgi romanların, dizilerin adları vardı. Okurlarımız, kendilerini öğretmen yerine koyarak onlara not vereceklerdi. Hep karne almaya alışmış çocuklara, karne vermek çok çekici geldi, postacılar çuval çuval zarf taşıdı yayınevine. Soruşturma, en çok sevilenin Larry Yuma adlı çizgi roman olduğunu gösterdi. Onu Pembe Panter, bulmaca sayfası vb. izliyordu. Öyküler ise son sıradaydı. "Çocuk çizgi roman sever; yazı okumaktan hoşlanmaz" diyenler keyifle karşımıza dikildiler. Biz ise, "Öyle düşündüğünüz için onlara çizgi roman sunuyorsunuz hep. Yazı vermiyorsunuz. Çocukları yazıdan uzaklaştırıyorsunuz. İyisini verin. Sonra görün bakalım, sevecekler mi, sevmeyecekler mi?" diyorduk. "Akıntıya kürek çekiyorsunuz. Kaldırın yazıları. Boşuna direnmeyin" yanıtını alıyorduk. Ama direndik. Dergide her hafta bir öykü yayımlama geleneğini sürdürdük. Altı ay sonra aynı okurlar arasında bir soruşturma daha yaptık. Öyküler "1 numara"ya yerleşmişti! O zaman duyduğum mutluluğu unutamam. Öyküleri, köşe yazılarını, yazı dizilerini okurlarımız hep sevdi, hep istedi. Aziz Nesin, Haldun Taner, Kemal Özer, Adnan Özyalçıner, Umur Bugay, Yalvaç Ural gibi yazarlarımızı Milliyet Çocuk Dergisi'nde tanıdı. O arada tirajımız da 100 bini aştı. Yukarıda sözünü ettiğim edebiyatçılarımız, Halit Kıvanç, Orhan Boran gibi sanatçılarımız ve daha birçokları, çocuklar için nasıl yazılacağını biliyorlardı. Yazdıkları da okura hemen ulaşıyordu. Ama öykü istediğimiz kimi yazarlarımızla az tartışmadık. Düpedüz büyükler için yazılmış yapıtlar getiriyorlardı bize. Bunu söylediğimizde, "Nasıl olur?" diyorlardı. "Öykünün kahramanı bir çocuk." Kahramanı çocuk olunca, öykü de çocuk öyküsü oluyordu hemen! Uzun uzun anlatmaya çalışıyorduk: İçinde hiç çocuk olmayan bir öykü bile çocuk öyküsü olabilir; kahramanları hep çocuk olan kimi yapıtlar ise, sözgelimi Golding'in "Sineklerin Tanrısı" eseri, büyükler için yazılmıştır... Yazarlardan bize hak verenler de çıkıyordu, gücenip bir daha kapımızı çalmayanlar da. Doç. Dr. Sedat Sever'in "Çocuk ve Edebiyat" (Kök Yayıncılık) kitabını okurken Milliyet Çocuk Dergisi serüvenini düşündüm hep. Uzun süredir uzağında kaldığım "çocuk ve edebiyat" konusuna yeniden döndüm. Sever'in kitabı üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde çocuk edebiyatının temel işlevi üstünde duruluyor daha çok, kitapların çocuklara nasıl seslenmesi gerektiği tartışılıyor. Emin Özdemir'den Akşit Göktürk'e kadar birçok yazarın bu konudaki görüşleri alıntılarla aktarılıyor. İkinci bölüm, çocuğun çeşitli yaş dönemlerinde "okuma" ile ilişkilerini araştırıyor. Bu konu üstünde pek kafa yormamış (ama çocuklar için yazdığını sanan) yazarlara uyarılar içeriyor. Benim asıl ilgimi çeken, üçüncü bölüm oldu. "Karakter", "konu", "ileti", "resim", "dil" ve "anlatım" örneklerle sergilenmiş. Çocuklar için yazan herkesin özellikle bu bölümü okumasını öneririm. "Çocuk ve Edebiyat" bu konuda inceleme yapanlar için bir başvuru kaynağı olma özelliğini de taşıyor. Kitapta yerli-yabancı birçok yazara göndermeler ve onlardan alıntıların yanı sıra, ayrıntılı bir kaynakça da var. Bu tür yapıtlarda yazarın dili genellikle çetrefildir, özensizdir; anlatılana ağırlık verilirken anlatım hep gerilerde kalmıştır. Sever'in dili ise çok rahat akıyor; okuru hiçbir yerde duraklatmıyor. Kitabı okuduktan sonra bu konudaki iyi-kötü deneyimlerimi düşündüm yine ve bir daha inandım: Çocuk "doğru"yu alır. Yeter ki ona "doğru"yu verebilecek büyükler çıksın. Kendisi edebiyatın "e"sine ısınamamış bir annenin, bir babanın, çocuğunu edebiyatla tanıştırmasını nasıl bekleyebiliriz ki? KAYNAK: Ülkü Tamer'in Milliyet Gazetesindeki yazısınsan alınmıştır. http://www.milliyet.com.tr/2005/07/27/pazar/yazulku.html |
Yeni Eklenenler
- “Dört Aile Bir Ada”
- İLESAM 2011 Ödülleri’ne Lâyık Görülenler Açıklandı
- Balık Kavağa Çıktı
- Ankara-Sincan Cezaevi’ndeki Çocuk Mahkûmlar İçin Kitap Kampanyası
- Ben Size Doyamadım
- Erik Ağacı
- Yunus Emre
- Aile ve Çocuk
- Dua
- Bugün Öğretmenler Günü
- Hayat Dersi
- Çoklu Zeka Nedir?
- Çocukluk Döneminde Özgüven ve Özgüvensizlik
- Etem Çalışkan
- Çocuğunuzun Özgüvenini Geliştirmek
Çok Okunanlar
- 2011 Seviye Belirleme Sınavı (SBS) 7. ve 8. Sınıf Soruları ve Cevapları
- Karikatür ve Eğitim
- Ali Akbaş'ın Şiir Dünyasında Çocuk
- Dünyanın Dönerken Çıkardığı Ses
- Karikatür - Hakkı Uslu
- Belirli Gün ve Haftalar Listesi
- Büyüklerin Oyunu
- Küçük Bedenler
- Atatürk
- Ankara'dan Aldığım Kitap
- Uyku Tutmayan Çocuk
- Çekip Gitmek
- Sonu Olmayan Hikâye / Hayreddin Kurnaz
- Çocuk Yetiştirmede 13 Altın Kural (Bir Çocuğun Düşünceleri)
- Havuz Enfeksiyonlarına Dikkat


































"Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz." Mustafa Kemal ATATÜRK. 

Aile bu kararı verirken çocuğunu iyi gözlemlemelidir. 'Çocuk okul için hazır mı, yoksa bir yıl daha anasınıfına mı gitmelidir' sorusunu sorarken her çocuğun gelişiminin, bulunduğu yerin farklı olduğu göz önüne alınmalıdır. Arkadaşları okula başlıyor diye çocuk hazır olmadığı halde okula başlatılmamalıdır. Başka insanların düşüncelerinden çekinip çocuğun üzülmesini engellemek amacıyla çocuğu henüz hazır olmadığı halde okula...
Yaz mevsiminde çocuklarımızın göz sağlığı diğer zamanlara göre biraz daha önem kazanıyor. Çünkü bu dönemde göz alerjileri, havuz ve deniz faaliyetleri nedeniyle göz enfeksiyonları, okulların tatil olması ve dolayısıyla oyun sürelerindeki artış nedeniyle göz yaralanmaları daha fazla görülüyor. 


















