ata

Reklam

Örnek Yaşamlar

Etem Çalışkan
Steve Jobs

Abonelik

Güncellemelerden haberdar olmak için E-posta grubumuza katılabilirsiniz







Son Yorumlar

napolyon3
manset2

Atatürk'ün Çocuklarla Fotoğrafları

Atatürk ve Çocuk
Atatürk ve Çocuk-2
Atatürk ve Çocuk-3
Atatürk ve Çocuk-9
Atatürk ve Çocuk-8
Atatürk ve Çocuk-14
Atatürk ve Çocuk-12
Atatürk ve Çocuk-6
Atatürk ve Çocuk-4
Atatürk ve Çocuk-5
Çocuğa Neyi Nasıl Veriyoruz? PDF Yazdır e-Posta
Editör tarafından yazıldı.   

Ülkü Tamer

Doç. Dr. Sedat Sever'in akıcı bir dille kaleme aldığı "Çocuk ve Edebiyat", çocuklar için yazan herkesin özellikle okuması gereken bir kitap.

Yaklaşık 30 yıl kadar önce Milliyet Çocuk Dergisi'ni yayımlarken ilk sayının içine bir karne koymuştuk. Karnede ders adları yerine, dergide yayımlanan yazıların, çizgi romanların, dizilerin adları vardı. Okurlarımız, kendilerini öğretmen yerine koyarak onlara not vereceklerdi.

Hep karne almaya alışmış çocuklara, karne vermek çok çekici geldi, postacılar çuval çuval zarf taşıdı yayınevine.

Soruşturma, en çok sevilenin Larry Yuma adlı çizgi roman olduğunu gösterdi. Onu Pembe Panter, bulmaca sayfası vb. izliyordu. Öyküler ise son sıradaydı.

"Çocuk çizgi roman sever; yazı okumaktan hoşlanmaz" diyenler keyifle karşımıza dikildiler. Biz ise, "Öyle düşündüğünüz için onlara çizgi roman sunuyorsunuz hep. Yazı vermiyorsunuz. Çocukları yazıdan uzaklaştırıyorsunuz. İyisini verin. Sonra görün bakalım, sevecekler mi, sevmeyecekler mi?" diyorduk.

"Akıntıya kürek çekiyorsunuz. Kaldırın yazıları. Boşuna direnmeyin" yanıtını alıyorduk.

İçinde hiç çocuk olmayan bir öykü bile çocuk öyküsü olabilir.

Ama direndik. Dergide her hafta bir öykü yayımlama geleneğini sürdürdük. Altı ay sonra aynı okurlar arasında bir soruşturma daha yaptık. Öyküler "1 numara"ya yerleşmişti!

O zaman duyduğum mutluluğu unutamam.

Öyküleri, köşe yazılarını, yazı dizilerini okurlarımız hep sevdi, hep istedi. Aziz Nesin, Haldun Taner, Kemal Özer, Adnan Özyalçıner, Umur Bugay, Yalvaç Ural gibi yazarlarımızı Milliyet Çocuk Dergisi'nde tanıdı.

O arada tirajımız da 100 bini aştı.

Yukarıda sözünü ettiğim edebiyatçılarımız, Halit Kıvanç, Orhan Boran gibi sanatçılarımız ve daha birçokları, çocuklar için nasıl yazılacağını biliyorlardı. Yazdıkları da okura hemen ulaşıyordu.

Ama öykü istediğimiz kimi yazarlarımızla az tartışmadık. Düpedüz büyükler için yazılmış yapıtlar getiriyorlardı bize. Bunu söylediğimizde, "Nasıl olur?" diyorlardı. "Öykünün kahramanı bir çocuk."

Kahramanı çocuk olunca, öykü de çocuk öyküsü oluyordu hemen!

Uzun uzun anlatmaya çalışıyorduk: İçinde hiç çocuk olmayan bir öykü bile çocuk öyküsü olabilir; kahramanları hep çocuk olan kimi yapıtlar ise, sözgelimi Golding'in "Sineklerin Tanrısı" eseri, büyükler için yazılmıştır...

Yazarlardan bize hak verenler de çıkıyordu, gücenip bir daha kapımızı çalmayanlar da.
1980'lerin başında çocuklar için aylık bir edebiyat dergisi de tasarladık. Ama Abdi İpekçi'yi yitirince rafa kaldırdık o tasarıyı. Zaten bir süre sonra yayınevinden ayrıldım.

Birçok yazara göndermeler, alıntılar ve ayrıntılı bir kaynakça da var

Doç. Dr. Sedat Sever'in "Çocuk ve Edebiyat" (Kök Yayıncılık) kitabını okurken Milliyet Çocuk Dergisi serüvenini düşündüm hep. Uzun süredir uzağında kaldığım "çocuk ve edebiyat" konusuna yeniden döndüm.

Sever'in kitabı üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde çocuk edebiyatının temel işlevi üstünde duruluyor daha çok, kitapların çocuklara nasıl seslenmesi gerektiği tartışılıyor. Emin Özdemir'den Akşit Göktürk'e kadar birçok yazarın bu konudaki görüşleri alıntılarla aktarılıyor.

İkinci bölüm, çocuğun çeşitli yaş dönemlerinde "okuma" ile ilişkilerini araştırıyor. Bu konu üstünde pek kafa yormamış (ama çocuklar için yazdığını sanan) yazarlara uyarılar içeriyor.

Benim asıl ilgimi çeken, üçüncü bölüm oldu. "Karakter", "konu", "ileti", "resim", "dil" ve "anlatım" örneklerle sergilenmiş. Çocuklar için yazan herkesin özellikle bu bölümü okumasını öneririm.

"Çocuk ve Edebiyat" bu konuda inceleme yapanlar için bir başvuru kaynağı olma özelliğini de taşıyor. Kitapta yerli-yabancı birçok yazara göndermeler ve onlardan alıntıların yanı sıra, ayrıntılı bir kaynakça da var.

Bu tür yapıtlarda yazarın dili genellikle çetrefildir, özensizdir; anlatılana ağırlık verilirken anlatım hep gerilerde kalmıştır. Sever'in dili ise çok rahat akıyor; okuru hiçbir yerde duraklatmıyor.

Kitabı okuduktan sonra bu konudaki iyi-kötü deneyimlerimi düşündüm yine ve bir daha inandım:
Çocuğa "istediğini" değil, "istediğini sandığımız" şeyi veriyoruz. Çocuk ona alışıyor, sonra alıştığı şeyi istemeye başlıyor, biz de haklılığımızı kanıtlamanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Çocuk "doğru"yu alır. Yeter ki ona "doğru"yu verebilecek büyükler çıksın. Kendisi edebiyatın "e"sine ısınamamış bir annenin, bir babanın, çocuğunu edebiyatla tanıştırmasını nasıl bekleyebiliriz ki?

KAYNAK: Ülkü Tamer'in Milliyet Gazetesindeki yazısınsan alınmıştır. http://www.milliyet.com.tr/2005/07/27/pazar/yazulku.html

FACEBOOK'TA PAYLAŞ

Facebook
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kelebekler-7
Kelebekler-6
Kelebekler-2
Kelebekler-9
Çiçekler-2
Çiçekler-4
Çiçekler-3
Çiçekler-6
Atatürk ve Çocuk
Atatürk ve Çocuk-2
Atatürk ve Çocuk-3
Atatürk ve Çocuk-9
Vladimir Kush
Vladimir Kush
Vladimir Kush
Vladimir Kush