| Atatürk'ün Eğitime Verdiği Önem |
|
|
|
|
Bundan tam seksen yıl önce 29 Ekim 1923’de kişi özgürlüğü ve millet egemenliğine dayanan bir yönetim biçimi olan Cumhuriyeti ilân ederek Türk toplumunun siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısına yeni bir şekil ve ruh verenler, bu yeni yapıyı koruyarak geliştirecek olan yeni nesilleri millî, çağdaş, laik ve demokratik birer birey olarak yetiştirmeyi hedefleyen yeni bir eğitim sistemi kurmayı da ihmal etmemişlerdir. Kurtuluş Savaşının lideri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet’in temel dayanağı olan millî egemenliğin, millî birliğin ise millî kültürle sağlanacağını, bunun da ancak millî eğitimle mümkün olabileceğini çok iyi biliyor ve görüyordu. Bunun içindir ki Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, Türk ulusunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkaracak olan millî ve çağdaş eğitim sistemini oluşturma ve bu kapsamda eğitimi yenileştirme çalışmalarına daha vatanımızın düşmanlardan temizlenmeye çalışıldığı Kurtuluş Savaşı yıllarında başlamıştır. 9 Mayıs 1920’de mecliste okunan ilk programda eğitim alanında yapılmak istenenler açıklanırken, eğitim kurumlarının bilimsel ve modern esaslara göre yeniden düzenleneceği, millî mizacımıza, tarihi, coğrafi ve sosyal özelliklerimize uygun yeni bilimsel ders kitapları hazırlanacağı belirtilmektedir. 15-21 Temmuz 1921 tarihleri arasında Millî Eğitim Kurultayı adıyla Ankara’da yapılan toplantıda Mustafa Kemal Atatürk özetle şu konular üzerinde durmuştur:
Mustafa Kemal bu konuşmasında öğretmenlere de mesajlar vermekte; öğretmenlerin milleti yetiştirmek gibi kutsal bir görevi üstlendiğini ve öğretmenleri kurtuluşun öncüleri arasında gördüğünü açıklamaktadır. İkinci önemli konuşmasını 1 mart 1922’de yapmıştır. Konuşmasında özetle şu görüşlere yer verir:
Okul; genç beyinlere, insanlığa saygıyı, ulus ve yurt sevgisini, bağımsızlık şerefini öğretir. Çocuklarımıza ve gençlerimize verebileceğimiz öğrenim sırrı ne olursa olsun, onlara temel olarak; ulusuna, Türkiye’ye ve Türkiye Büyük Millet Meclisine düşman olanlara direnmenin gereği öğretilmelidir. Atatürk bir konuşmasında ise öğretmenlere şöyle seslenir; “Öğretmenler, ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın kazanacağı zafer için, yalnızca bir zemin hazırladı... Gerçek zaferi siz kazanacak ve yaşatacaksınız.” Yukarıda da belirtildiği gibi Türk Ulusunun kurtarıcısı ve en yüksek medeniyet seviyesine çıkmasını isteyen Atatürk’ün eğitime verdiği önem anlaşılmaktadır. Burada bize düşen görev en iyi şekilde çalışıp, ailemize, milletimize ve insanlığa faydalı kişiler olmaktır. |













