cocukedebiyati

ÇOCUK EDEBİYATI

Çocuk Edebiyatı ile ilgili çalışmalar, makaleler, çocuk edebiyatçıları...

Devamını Oku

haberler

HABERLER

Çocuklarla ilgili tüm haberleri bu bölümden takip edebilir, haber gönderebilirsiniz...

Devamını Oku 

egitimokul

EĞİTİM - OKUL

Öğrenci ve öğretmenlerimizin yararlanabilecekleri eğitim ile ilgili bilgi ve dökümanlar...

Devamını Oku 

cocukgelisimi

ÇOCUK GELİŞİMİ

Çocuk gelişimi, çocuk psikolojisi ve çocuk sağlığı ile ilgili bilgiler...

Devamını Oku 

sizdengelenler

SİZDEN GELENLER

Sevgili Arkadaşlar, resim, şiir, yazı, fotoğraf ve karikatürlerinizi bekliyoruz...

Devamını Oku 

Bükre Şevval Duman*

Merhaba arkadaşlar,

Geçen hafta sonu babamla annemle beraber Atatürk Orman Çiftliğine gittik. Orada sokaklarda göremediğimiz pek çok hayvan var. Zürafalar, maymunlar, ayılar, fok balıkları, timsahlar, yılanlar, geyikler, lamalar ve filler. Hayvan dostlarımla tanıştığım için mutlu oldum ama çok da üzüldüm. Çünkü onlar ya cam kafeslerin içinde idi ya da tel örgülü kafeslerin. Parmaklıklar arkasında olanları da vardı. Bahçe de dolaşabilenlerin şanslı olduğunu düşündüm. Kafeslerin üzerinde o hayvanların geldiği ülkeler yazıyordu. Acaba oradaki kardeşlerini, anne babalarını özlüyorlar mıydı?

Babam “ Eğer bu çiftlik olmasaydı, sen ve arkadaşların hayvanları nasıl tanıyacaktınız.”dedi.

“Kitaplardan, filmlerden.” dedim.

Annem “Haklısın Bükreciğim hayvanların doğal ortamında yaşamaları en doğru olanı.” dedi.

“Ormanlarda değil mi?” diye sordum.

“Evet, ama. Bir de şöyle düşün. Bu çiftlikte gördüğün hayvanlar özgür olmayabilirler ama şanslı sayılmazlar mı?”

“Şanslı mı?”

“Evet, bakıcıları var. Avlanmak zorunda kalmıyorlar. Bakıcıları onları besliyor. Kaldıkları yerleri temizliyor. Sonra hastalandıklarında veteriner onları muayene edebiliyor.”

Aklım karışmıştı. Demek ki hiçbir şey göründüğü gibi değildi. Mademki gelmiştik Hayvanat bahçesine. O zaman hayvanları tanımaya başlamalıydım. Bir sürü hayvan vardı Çiftlikte ama benim ilgimi en çok filler çekmişti. Öğrendiklerim beni çok heyecanlandırdı. Sizlerle de paylaşmak istedim. O yüzden hemen söze başlayacağım.

Fillerin nasıl yürüdüğünü düşündünüz mü hiç? Filler 5 ton ağırlığında oldukları halde ayakları onları taşıyor. Çünkü ayaklarının altında büyük büyük yağ bezeleri varmış. O yüzden bizim gibi koşabiliyorlarmış. O kocaman gövdeleri ile koşabilmeleri beni çok şaşırttı. Kulakları çok genişti. Hortumu vardı. Dişleri oldukça büyüktü. Bacakları ne kadar da kalındı. Düşündüm de o kocaman gövdeyi ancak böyle kalın, güçlü ayaklar taşıyabilirdi. Yiyeceği şeyi hortumuna dolayıp ağzına götürüyordu. Su içerken de suyu önce hortumuna çekiyor daha sonra ağzına boşaltıyordu.

Annem, fillerin anayurdunun Asya ve Afrika kıtaları olduğunu, söyledi.

Filler çok oburmuş. Zamanlarının büyük bir bölümünü beslenerek geçirirlermiş. Bir günde 225 kg. ot yiyebilir, 200 litre su içebilirlermiş. Bu bilgileri eve gelince internetten yaptığım araştırma sonucunda öğrendim.

Ve anladım ki… Öğrenmek kadar güzel bir şey yok.

 

* Öğretmen Kubilay İlköğretim Okulu 4. sınıf öğrencisi

Paylaşmak İsterseniz:

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Scroll to top